Sen de Yalanmışsın

10 Mart 2010 Çarşamba § 3

>> Öncelikle hem bu blogu hem de Tumblr'ımı takip edenlerden af dileyerek başlıyorum bu yazıya. Çünkü "az sonra duyacaklarınızı başka hiçbir yerde duymadınız!!" durumu yok. Tumblr'da bunları teker teker belli bir süre içerisinde yazmıştım. Birkaç tanesini aldım ve buraya kopyaladım. Tek amacım işgüzarlık. Yok "okumayanlar okusun", yok "herkesle paylaşmalıyım" değil. Şaka şaka. Ne bileyim lan işte. Yeryüzünde en fazla boş vakti olan adamlardanım. Ondandır bu hareketlerim.

>> Uzun zaman sonra tüm öğleden sonra güneşliyken kapı pencere ne varsa açayım dedim; şu an odamda nereden baksanız 8-10 tane sinek uçuşuyor. Hayır ne ara geldiler, ne ara bu kadar çoğaldılar fark etmedim bile. Çıkın dışarıda uçun işte lan, mis gibi hava. Yalnız dikkat ettim hep ikili ikili uçuyorlar. Bu Mart tüm hayvanat âlemine yarıyor heralde. Benim odanın ününü duyan takmış kanadına dişisini, fink atıyorlar şimdi ortamda. Havada seks kokusu var. Şu cümle daha önce gerçek anlamında kullanıldı mı acaba? Belediye çalışıyor işte, görün. Ekosistemin dengesinde büyük bir rolü olduğunu kabul etmeliyim odamın. Besin piramidinin her zincirinden kesitler sunuyor adeta. Haleluya.

>> Kadın ve alışveriş üzerine çok düşünmedim şu ömr-ü hayatımda. Seviyorlar işte, su götürmez bir gerçek bu. Sadece ufak bir tespitim var ama, onun da olayı güzel özetlediğini düşünüyorum. Şöyle ki; babam pazara gittiğinde girdiği ilk sokakta işini halledip o sokağın sonundan geriye dönerek unuttuğu bir şey varsa onu da alıp evine döner. Annem ise tüm pazarı kolaçan ettikten sonra döner dolaşır, pazarı gezmeye başladığı ilk sokaktan alır alacağı ne varsa.

Bu, ben kendimi bilmeye başlamamla, pazarlardan nefret etmeye başlamamın birbiriyle örtüştüğü zamana kadar böyleydi ve hiç sanmıyorum bir farklılık olsun şu zamanlarda da. Heralde hemen her evde durum böyledir. Ha derseniz, “biz çok burjuvayız her şeyi manavdan alıyoruz” o zaman bir şey diyemem.

>> Hepimiz; küçükken, her biri aynı açık sarı renge sahip mekdanılds patateslerinden evde de yemek istedik. Ama bir kere olsun annelerimiz o istediğimiz kıvamı yakalayamadı. Her seferinde iç geçirdik, her seferinde fazlasını istedik. Gaddemyumekdanılds.

>> Hükümetle tekrar masaya oturmayı planlıyorum. Zira ben ciddi anlamda bel ağrımdan termodinamik enerji üretilip hidroelektrik baraj kurularak ülkeye sitatik bir faidesi olacağını düşünüyorum kendisinin.

Hayır kesin bir şey söylesinler, öte yanda Ugandalılar bekliyor. Giderim Afrika'ya faydalı olurum. Yapmayacağım şey değil.

PiEs: Teknik terimleri yerinde kullanmadığımın farkındayım. Aklıma ilk gelenleri yazdım, ondan oldu. Yoksa özümde naif bir adamım.

>> Bugün dolmuşta arkamdan omzumu delercesine dürterek kulaklığı çıkarmamı isteyip ne dinlediğimi soran amcaya ‘Morrissey’ dememle “mor mor ney?” demesinin ardından Yılmaz Morgül’e ya da mor ile bir bağlantı kurabileceği yurdum garip şarkıcılarından birine bağlayacak diye öyle korktum ki; tekrar sorsa “neydi oğlum?” diye, “Adnan Şenses amcacım” deyip katı hâlden direk gaz hâle geçeceğim sandım o milisaniyelik anda.

Yukarıdaki cümle yeni albümümün ismini betimliyor adeta; “Artık Uzun ve Paragraflık Cümleler Kuruyorum.”

What's this?

You are currently reading Sen de Yalanmışsın at ekseriyetle.

meta

§ 3 Response to “Sen de Yalanmışsın”

  • Adsız says:

    bu çocuğu seviyorum.

    siz de sevin.

  • sanırım benim fesatlığımdan ama, başlığı uzun bir süre yalanmak fiilinin çekimi olarak algıladım.

    birkaç kere gördükten sonra "ya bir dakika, yalandan mı geliyor yoksa" dedim. ama bir sonuca varamadım.

    çok mutsuzum.

  • Ya o başlık çok sallama oldu. Yazıyı yazdım bitirdim, başlık koymayı unutup göndermişim yazıyı. Sonra öyle başlıksız durmasın diye aklıma ilk geleni yazdım.

    Yazıyla en ufak bir alakası yok. Neyle alakası var, onu da bilmiyorum. Başlık işte. (: